İcranın Geri Bırakılması: İlamlı Takipte Borçlunun Savunması
İcranın geri bırakılması nedir? İlamlı icrada zamanaşımı, itfa ve imhal iddiası, yedi günlük süre, aranan belge niteliği ve icra mahkemesinin incelemesi.
İlamlı icra, mahkeme kararı veya kanunun ilam niteliğinde saydığı bir belgeye dayanan takiptir. Bu takipte borçluya ödeme emri değil icra emri gönderilir ve borçlunun borca itiraz hakkı bulunmaz.
Borcun esası zaten bir yargılama sonucunda karara bağlanmıştır. Buna karşılık kararın verilmesinden sonra borç ödenmiş, alacaklı süre vermiş ya da alacak zamanaşımına uğramış olabilir. İcranın geri bırakılması, bu tür sonraki gelişmelerin icra aşamasında ileri sürülmesini sağlayan yoldur.
Hangi sebeplere dayanılabilir?
Kanun üç temel sebep öngörür.
İtfa (borcun sona ermesi). Borcun kararın verilmesinden sonra ödenmiş olması. Ödeme, takas, ibra veya alacağın devri gibi sona erme hâlleri bu kapsamda değerlendirilir.
İmhal (süre verilmesi). Alacaklının borçluya ödeme için süre tanımış olması. Bu durumda takip, verilen süre boyunca yürütülemez.
Zamanaşımı. Alacağın, ilamların tabi olduğu süre içinde takibe konulmamış olması.
Bu sebepler dışında kalan iddialar icra mahkemesinde dinlenmez. Örneğin kararın hatalı olduğu ya da delillerin yanlış değerlendirildiği yönündeki savunmalar, ancak kanun yolları aracılığıyla ileri sürülebilir.
Aranan belge niteliği
İcranın geri bırakılması, sıradan bir iddiayla sonuç doğurmaz. Borçlunun dayandığı vakıayı nitelikli belgeyle ortaya koyması gerekir.
Kanun bu belgeleri şöyle sınırlar: noterlikçe re’sen düzenlenmiş veya onaylanmış belgeler ile alacaklının imzasını taşıyan ve icra dairesi ya da mahkeme nezdinde yapılmış işlemleri gösteren belgeler.
Bu nedenle elden yapılan ve makbuz alınmayan ödemeler bu yolda kullanılamaz. Alacaklının imzasını taşımayan banka dekontları bakımından da tartışma çıkabilir; ödemenin borca mahsuben yapıldığının belgeden anlaşılması önemlidir.
Bu katı belge şartı, ilamlı icranın hızını korumak amacına dayanır. Belge şartını karşılayamayan borçlunun yolu ise genel mahkemede dava açmaktır.
Süreler
İki ayrı durum vardır ve süreleri farklıdır.
İcra emrinin tebliğinden önceki sebepler. Borç, icra emri tebliğ edilmeden önce ödenmiş veya süre verilmişse; borçlunun icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurması gerekir.
İcra emrinin tebliğinden sonraki sebepler. Takip başladıktan sonra ödeme yapılmış veya süre verilmişse, bu iddia her zaman ileri sürülebilir. Süre sınırlaması bulunmaz.
Zamanaşımı iddiası bakımından da benzer bir ayrım işler; sürenin takip aşamasında dolması hâlinde başvuru her zaman yapılabilir.
Yedi günlük sürenin kaçırılması, borçlunun tüm imkânlarını ortadan kaldırmaz; ancak icra mahkemesindeki hızlı yolu kapatır. Bu durumda genel mahkemede menfi tespit ya da istirdat davası gündeme gelir. Bu yollar için menfi tespit davası yazımıza bakabilirsiniz.
İlamların zamanaşımı
Mahkeme kararına bağlanmış alacaklarda kural olarak on yıllık zamanaşımı uygulanır. Süre, kararın kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar.
Zamanaşımı, yapılan her takip işlemiyle kesilir ve yeniden işlemeye başlar. Bu nedenle uzun süredir işlem yapılmayan dosyalarda sürenin dolup dolmadığı ayrıca incelenmelidir.
Önemli bir usul kuralı: zamanaşımı def’i olarak ileri sürülmelidir. İcra dairesi veya mahkeme bunu kendiliğinden dikkate almaz. Dolayısıyla zamanaşımına uğramış bir alacak için takip yapılabilir; borçlu ileri sürmezse takip yürür.
Nafaka alacakları bakımından ise ayrı bir değerlendirme yapılır; bu alacakların niteliği ve dönemsel yapısı sürenin işleyişini etkiler.
İnceleme ve karar
Başvuru icra mahkemesine yapılır. İnceleme, ilamsız takipteki itirazın kaldırılması usulüne benzer biçimde sınırlıdır; belge üzerinden yürütülür.
Mahkeme, başvuruyu kabul ederse icranın geri bırakılmasına karar verir. Bu karar, takibin durdurulması sonucunu doğurur. İmhal iddiasının kabulü hâlinde takip, verilen sürenin sonuna kadar bekletilir.
Başvuru reddedilirse takip devam eder. Ayrıca başvurunun haksız olduğunun anlaşılması hâlinde borçlu aleyhine tazminat gündeme gelebilir.
Takibin durdurulması talebi
Başvuru incelenirken takip işlemleri sürer. Bu nedenle borçlu, başvuruyla birlikte icranın geçici olarak durdurulmasını da isteyebilir. Talep, dayanılan belgenin gücüne göre değerlendirilir.
Özellikle satış aşamasına gelmiş dosyalarda bu talebin ayrıca ve gerekçeli biçimde ileri sürülmesi önemlidir; aksi hâlde başvuru sonuçlanmadan taşınmaz satılmış olabilir.
Alacaklı bakımından değerlendirme
İlamlı takip yürüten alacaklı bakımından iki nokta önem taşır:
- Ödeme alındığında bunun icra dosyasına bildirilmesi ve dosyanın güncellenmesi. Aksi hâlde ödenmiş borç için takibin sürmesi, sonradan tazminat tartışması doğurabilir.
- Uzun süre işlem yapılmayan dosyalarda zamanaşımının kesilmesi bakımından takip işlemlerinin sürdürülmesi.
Değerlendirme
İcranın geri bırakılması, ilamlı icrada borçlunun elindeki sınırlı ancak etkili bir araçtır. Etkisi tamamen belge şartına ve yedi günlük sürenin takibine bağlıdır. Ödemelerin banka üzerinden ve borca mahsup açıklamasıyla yapılması, bu yolun kullanılabilmesini sağlayan en pratik önlemdir.
Hakkınızda yürütülen ilamlı takipte izlenecek yolu değerlendirmek için icra ve iflas hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
İlamlı icrada borca itiraz edilebilir mi?
Hayır. Mahkeme kararına dayanan takipte borcun esasına yönelik itiraz ileri sürülemez. Borçlunun elindeki yol, kanunda sayılan sebeplere dayanarak icranın geri bırakılmasını istemektir.
İcranın geri bırakılması hangi sebeplere dayanabilir?
Borcun ödendiği (itfa), alacaklı tarafından süre verildiği (imhal) veya alacağın zamanaşımına uğradığı iddiaları bu kapsamdadır. Bu iddiaların, kanunda öngörülen nitelikte belgelerle ortaya konulması aranır.
Başvuru için süre ne kadar?
İcra emrinin tebliğinden önceki döneme ilişkin sebepler bakımından, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurulması gerekir. Takip başladıktan sonra ortaya çıkan sebepler ise her zaman ileri sürülebilir.
İlamların zamanaşımı süresi ne kadar?
Mahkeme kararına bağlanmış alacaklarda kural olarak on yıllık zamanaşımı uygulanır. Süre, kararın kesinleşmesinden itibaren işler ve takip işlemleriyle kesilir. Zamanaşımı def'i olarak ileri sürülmelidir; kendiliğinden dikkate alınmaz.